26 Eylül 2026

EMEKLİYİ SEFALETE, ÇARESİZLİĞE VE ÖLÜME MAHKÛM EDEN BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK OLAN YİNE EMEKÇİLERİN ORTAK MÜCADELESİDİR!

Ankara’da emeklilerin seyyanen zam ve insanca yaşam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde gerçekleştirdiği eylem sırasında “geçinemiyorum” diyerek yaşamına son veren emekli yurttaşımız Ali Şekeroğlu'na ilişkin konfederasyonumuz basın açıklaması gerçekleştirdi.

EMEKLİYİ SEFALETE, ÇARESİZLİĞE VE ÖLÜME MAHKÛM EDEN BU DÜZENİ DEĞİŞTİRECEK OLAN YİNE EMEKÇİLERİN ORTAK MÜCADELESİDİR!

Ankara’da emeklilerin seyyanen zam ve insanca yaşam talebiyle Anayasa Mahkemesi önünde gerçekleştirdiği eylem sırasında “geçinemiyorum” diyerek yaşamına son veren emekli yurttaşımız Ali Şekeroğlu’nun ailesine, yakınlarına ve tüm emekçilere başsağlığı diliyoruz. Yaşanan bu büyük trajedi hepimizde büyük bir üzüntü yaratmıştır.

Türkiye’de uzunca zamandır emeklilere ve emekçilere dayatılan ücretler, yoksulluk düzeyinin çok daha ötesine geçmiş; açlık, sefalet ve yaşamda kalma sorununa dönüşmüştür.

Bugün ülkemizde milyonlarca insan kirasını, faturasını, mutfak masrafını nasıl karşılayacağını düşünüyor. Yıllarca çalışıp üreten emekçiler, emekli olduklarında pazarda filesini dolduramıyor, torununa harçlık veremiyor, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Bu toplumsal buhran artık milyonlarca evin içindedir. Bu yük daha fazla taşınamaz!

24 yıllık AKP iktidarının emekçilere bıraktığı tablo ortadadır: açlık, yoksulluk, sefalet, güvencesizlik ve geleceksizlik. Emekliyi açlık sınırının altında yaşamaya zorlayan, emeğin milli gelirden aldığı payı azaltan, çalışma yaşamını güvencesizleştiren politikaların siyasi sorumluluğu vardır ve bu sorumluluk yok sayılamaz. 

Bir emekçinin son sözü olan “Geçinemiyorum!” artık yalnızca kişisel bir feryat değil, milyonların ortak çığlığıdır.

 Başta emekliler olmak üzere işçilerin ve emekçilerin yükselen feryadını duymamak için özel bir çaba harcayanlara karşı, insanların yaşadığı yoksulluğu, çaresizliği ve derin toplumsal trajediyi görmezden gelmenin utancı ülkenin dört bir yanında dalga dalga büyüyor.

 İnsanların yaşamlarına son verme noktasına sürüklendiği bir ülkede artık mesele yalnızca ekonomik yoksulluk değil; insan onurunun, umudun ve geleceğe dair inancın da yoksullaşmasıdır.

 Bu çığlığı duymayanlar bilmelidir ki toplumların sessizliği sonsuza kadar sürmez. Görmezden gelinen her acı, bir gün daha büyük bir toplumsal hesaplaşmanın vicdanında karşılığını bulur.

 Buradan bütün emekçilere ve emeklilere sesleniyoruz: Bizi yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm eden politikalara karşı örgütlenmekten, yan yana gelmekten, dayanışmayı büyütmekten ve haklarımız için birlikte mücadele etmekten başka yolumuz yoktur!

Bu düzene karşı susmak, bizi yoksullaşma politikalarının ortağı yapacaktır. Tam da bu yüzden:

SUSMAYACAĞIZ,MÜCADELE VE DAYANIŞMAYI BÜYÜTECEĞİZ!