31 Ağustos 2026

“MİRASIMIZ DİRENİŞ, SÖZÜMÜZ MÜCADELE!” ŞİARINI YÜKSELTİYOR; 4, 5, 6 EYLÜL’DE ANKARA’DA 3. KESK KADIN KURULTAYINDA BULUŞUYORUZ!

4, 5, 6 EYLÜL’DE ANKARA’DA 3. KESK KADIN KURULTAYINDA BULUŞUYORUZ!

“MİRASIMIZ DİRENİŞ, SÖZÜMÜZ MÜCADELE!” ŞİARINI YÜKSELTİYOR; 4, 5, 6 EYLÜL’DE ANKARA’DA 3. KESK KADIN KURULTAYINDA BULUŞUYORUZ!

4/5/6 Eylül tarihlerinde Ankara'da gerçekleştireceğimiz 3.KESK Kadın Kurultayı Programını Tarım Orkam-Sen Genel Merkezinde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştık. KESK Kadın Yürütme Kurulu Üyeleri ve İş Kolu Kadın MYK'larının katılımıyla gerçekleştirilen açıklamayı KESK KadınSekreteri Döne Gevher okudu.

Kurultayımızı hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde budandığı, sendikal ve demokratik alanın oldukça daraldığı, tüm toplumsal ve ekonomik krizlerin faturasının en ağır biçimde emekçilere fazlasıyla da kadınlara kesildiği ve çok yönlü sömürüye rıza üretme aparatı olarak da “Aile on yılı” gibi bir kılıf giydirildiği bir dönemde yapıyoruz. Bu dönem bir yanda kadına yönelik şiddetin kol gezdiği diğer yanda LGBTİ+’lara yönelik nefret politikalarının yürütüldüğü bir baskı dönemi. Örgütlü güçten korkan tüm sağcı ve gerici iktidarlar gibi, AKP iktidarı da baskı oluşturma, gözdağı verme, tehdit etme biçimlerini çeşitlendirerek büyütüyor.

Daha birkaç ay öncesine kadar Gülistan Doku’nun, Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin şüphelere, kamu otoritelerinin bu cinayetlere göz yumduğuna dikkat çekenlere yargı sopası gösteriliyordu. Gülistan Doku davasında gerçekse ailelerin ve kadınların ısrarlı takibiyle yıllar sonra ortaya çıkarılabildi. Katliamların arkasındaki çeteleşmeyi, kamu görevlilerinin bu çeteleşmeye dahil olduğunu gördük. Çeteleşen bir ekibin cinayetlerdeki sorumluluğun perdesi aralandı. Ancak adalete ulaşmanın neredeyse imkânsız olduğu bir dönemdeyiz. Yani tam da bu dönemde birbirimize her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bir Kurultay’da buluşuyor olmak bu nedenle çok kıymetli.  

Kadına yönelik şiddet sürüyor.

2026’nın ilk altı ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadının ölümü ise şüpheli. Öldürülen kadınların yüzde 61’i kendi evinde, iktidarın politikalarıyla bizi mahkûm etmeye çalıştığı evlerinde katledildi. Bu kadınların yalnızca 8’i, öldürüldükleri anda 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma altındaydı. Tüm bunlara rağmen AKP iktidarı İstanbul Sözleşmesi’nden hukuka aykırı biçimde çekildi. Dört yıldır bu hukusuzluk giderilmedi. İstanbul Sözleşmesinden çekilme sonrasında yılın ilk yarısındaki kadın cinayeti sayısı 2021’de 131’den, 2026’da 150’ye yükseldi.

Veriler kadınların en çok boşanma, ayrılma ya da kendi yaşamına karar verme iradesini gösterdiği anda hedef alındığına işaret ediyor. Bu da bize bir kez daha kadına yönelik şiddetin, özünde kadının karar alma özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu gösteriyor. Bu saldırıya karşı en güçlü özsavunma ise işyerinde, sendikada, mahallede örgütlü dayanışma ağlarının oluşturulması, örgütlü kadın dayanışmasıdır.

Kadınlar istihdam dışında kalmaya, güvencesiz çalışmaya devam ediyor.

TÜİK ve Birleşmiş Milletler’in Türkiye bürosunun “Türkiye’de İstatistiklerle Kadın” raporu çalışma çağındaki 33 milyonu aşkın kadının yüzde 64’ünün işgücünün tamamen dışında olduğunu gösteriyor. 21 milyon 548 bin kadın çalışmak istediği halde bakım yükü ve yapısal engeller yüzünden işgücüne katılamıyor. İstihdam edilen her 10 kadından 3’ü de kayıt dışı çalışmaya mahkûm ediliyor.

Yine, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye, 148 ülke arasında 135. sırada. 2024’te 127. sıradaydı. Bir yılda 8 basamak birden gerileyerek Avrupa’da sonuncu ülke konumuna düştü. Yani kazanımlarımız adım adım, sistematik olarak geri alınmaya çalışılıyor. Bu geriye gidişin sorumlusu kadınların örgütlü sesinin zayıflatılmasını, hak arama kanallarının daraltılmasını esas alan iktidarın politikalarıdır. Tam da bu nedenle, güçlü ve yaygın bir sendikal kadın örgütlenmesine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Aralık 1995’te kurulan KESK, daha ilk genel kurulunda kadın sekreterliğini kurumsallaştırarak kadın mücadelesini sendikal yapının ayrılmaz bir parçası haline getirdi. 21-22 Şubat 1998’de Ankara’da bir araya gelen ilk Kadın Kurultayımızın sonuç bildirgesinin hayata geçirilmesi için izleme mekanizmaları oluşturulmuştu. Bunun sonucunda 2000 yılındaki Genel Kurulumuzda kadın sekreterliğinin Merkez Yürütme Kurulu’nun kalıcı bir bileşeni olarak tüzüğümüze girmesi sağlandı. Yine KESK’li kadınların örgütlülüğü 6 Temmuz 2014’teki 8. Olağan Genel Kurulda eşbaşkanlık, eşit temsiliyet ile birlikte kadın meclislerinin karar organı olarak tanımlanmasıyla güçlendi. Bugün geldiğimiz yerde KESK, kadınların karar alma mekanizmalarında sözde değil fiilen söz sahibi olduğu, eşit temsili örgütsel bir ilke haline getiren tek konfederasyon oldu.

Bugün örgütlü kadın mücadelesinin, emek mücadelesinin öznesi olmamız, KESK’te örgütlenen kadınların iradesi, kararlılığı ve çabalarının, mücadelelerinin lafta kalmadığının somut bir kanıtıdır. Bu Kurultay’ın sonuçlarının da yeni kazanımların önünü açabilecek güçte olduğunun, bizleri geleceğe taşıyacağının işaretlerinden biridir.

Şimdiye dek iki kadın kurultayı gerçekleştirdik. Bu kurultaylardan her biri konfederasyonumuza bağlı sendikalardaki kadınların işyerlerinde, illerde biriktirdiği deneyimin tek bir iradeye dönüştüğü yerler oldu. 3. Kadın Kurultayımızla bu geleneği sürdürerek 2. Kadın Kurultaylarımızda kadın sekreterimiz Sevgi Göyçe’nin dediği gibi “sistemin çarklarına takılan çakıl taşları” olmaya devam ediyoruz. 

2024’ten bu yana, iki yıldır, hemen her ilde, her bölgede, her işkolunda “Mirasımız Direniş, Sözümüz Mücadele” şiarıyla atölyelerde, kadın kamplarında, panellerde bir araya gelerek sözümüzü örgütledik. Eğitimde, sağlıkta, yerel yönetimlerde, bürolarda, laboratuvarda, işyerlerindeki ayrımcılığı, bakım emeğinin omuzlarımıza yıkılan görünmez yükünü, savaşın ve otoriterliğin hayatlarımızı nasıl kuşattığını, laikliğe dönük saldırıları tartıştık, kayıt altına aldık. Şimdi bu birikimi Ankara’ya taşıyor, 4 Eylül’den başlayarak üç gün boyunca beş ana başlık altında, toplam on beş atölyede deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Bu kurultayla geleceğe dair mücadelemizin yol haritasını oluşturacağız.

Kadınların söz, yetki ve karar sahibi olduğu bir sendikal mücadele; eşitlik mücadelesini kadın emekçilerin gerçek ihtiyaçları temelinde güçlendirebilir, toplumsal cinsiyete dayalı hiyerarşilerin sorgulandığı bir demokrasi anlayışını besler, savaşın, göçün ve şiddetin kol gezdiği bu coğrafyada barış mücadelesini zenginleştirir. Tam da bu yüzden sadece kamuda hizmet veren kadınlar olarak değil, kamu hizmetinden yararlanan kadınlar olarak da emeğimizi, haklarımızı ve toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelemizi birlikte büyütüyoruz.

Bu kurultayla geçmişten bugüne verdiğimiz örgütlü mücadeleyi bugüne taşıyarak emeğin değer gördüğü, ayrımcılığın ve savaşın son bulduğu, kamusal hizmetlerin halka hizmet için var olduğu bir geleceğe dair umudun gerçekleşmesindeki sorumluluğumuzu yerine getiriyor, mücadelemizin yol haritasını oluşturuyoruz.

4-5-6 Eylül 2026 tarihlerinde Ankara’da hemen her ilden, KESK’e bağlı her işkolundan yaklaşık 300 kadın delegemiz 3. Kadın Kurultayımızda bir araya gelecek. Kadın emeği, ataerkillik/muhafazakarlık ve şiddet, savaş-mültecilik-göç, sendikal mücadele ve örgütlenme başlıklarında yürüteceğimiz atölye çalışmalarıyla kadın emekçilerin gündemini belirleyecek. Sonuç bildirgemiz bu ortak akılla şekillenecek.

Bir Kez Daha, Daha Yüksek Sesle ve Israrla Yineliyoruz

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Kanun eksiksiz ve etkin biçimde uygulanmalı. ILO’nun 190 Sayılı Sözleşmesi’ne taraf olunmalı. Kadın istihdamı güvenceli ve tam zamanlı olmalı. Eşit işe eşit ücret lafta kalmamalı ve fiilen hayata geçirilmeli. Kamusal bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı. Kadınların karar alma mekanizmalarında ve toplu sözleşme masalarında temsili sağlanmalı. Sendikal örgütlenme ve toplu sözleşme hakkının önündeki fiili ve hukuki engeller kaldırılmalı. Kadınların özgürce örgütlenmesi güvence altına alınmalıdır. Bilinmelidir ki biz bu hakkı istemeye değil, almaya geliyoruz.

Mücadelemiz sürüyor, sürecek. Asla Geri Adım Atmayacağız.

MİRASIMIZ DİRENİŞ, SÖZÜMÜZ MÜCADELE!