4 Temmuz 2026

Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın!

Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın!

Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın!

Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi'nde gerçekleştirilen Danışma Meclisi toplantısı, stand up gösterisi sonrasında tutuklanan Deniz Göktaş başta olmak üzere demokratik faaliyetlerinden ve siyasal görüşlerinden dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkesin derhal serbest bırakılması talebiyle basın açıklaması ile sona erdi.

Basın açıklamasını KESK Eş Başkanı Ahmet Karagöz yaptı. Basın açıklamasının tamamı:

Uzun zamandır en temel demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alındığı, iktidarın toplumsal rızayı demokratik yöntemlerle üretmek yerine, baskıyı, korkuyu ve yargıyı bir siyasal yönetim aracına dönüştürdüğü karanlık günlerden geçiyoruz.

 

Bugün yaşadığımız tablo, sıradan hak ihlallerinin ötesindedir. Muhalif olanın hedef haline getirildiği, eleştiren herkesin suçlu ilan edildiği, hukukun siyasal iktidarın ihtiyaçlarına göre işletildiği bir istibdat düzeni adım adım kurumsallaştırılmaktadır.

 

Son yıllarda siyasi parti temsilcileri, seçilmiş belediye eş başkanları ve belediye başkanları, gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, sendikacılar, öğrenciler, akademisyenler, sanatçılar ve toplumun muhalif bütün kesimleri sistematik biçimde gözaltı, tutuklama, soruşturma ve cezalandırma politikalarının hedefi haline getirilmiştir.

 

Bu baskı politikalarının son örneklerinden biri, Ankara'da gerçekleştirilecek 36. NATO Zirvesi bahane edilerek yürütülen geniş çaplı operasyonlardır. Zirve öncesinde yüzlerce kişi gözaltına alınmış, yalnızca Ankara'da 103 kişi tutuklanmıştır. Bu operasyonlarda KESK'e bağlı sendikalarımızın üyeleri de hedef alınmış, tutuklanmıştır.

 

İstanbul'da ise aynı gerekçeyle sendikamız SES Bakırköy Şube Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Yıldırım ile SES Aksaray Şube Üyesi Dr. Barış Kaya, NATO karşıtı bir toplantıya katıldıkları gerekçesiyle tutuklanmıştır. Çiğdem Yıldırım'ın ciddi kronik sağlık sorunları bulunmasına rağmen cezaevinde ilaçlarına dahi erişememesi, yalnızca hukuksuzluğun değil, yaşam hakkını da tehdit eden ağır bir insan hakları ihlalinin göstergesidir.

 

Baskılar bununla da sınırlı kalmamaktadır. Son günlerde binlerce muhalif sosyal medya hesabına erişim engelleri getirilmekte, dijital alan da iktidarın sansür politikalarının hedefi haline getirilmektedir. Görünen odur ki siyasal iktidar artık yalnızca meydanlardan, sokaklardan ve örgütlü mücadeleden değil; tek bir cümleden, tek bir paylaşımından, tek bir eleştiriden dahi korkmaktadır.

 

Mizah suç değildir. Sanat suç değildir. Eleştiri suç değildir.

 

İşte tam da bu siyasal atmosfer içerisinde komedyen Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması ve tutuklanması, münferit bir olay değildir. Bu tutuklama, uzun süredir sistematik biçimde sürdürülen baskı politikalarının yeni bir halkasıdır.

 

Deniz Göktaş sahnesinde yalnızca iktidarı değil, toplumun farklı kesimlerini, çeşitli kurumları ve birçok kişiyi mizahın doğal diliyle eleştirmiştir. Mizahın özü budur. Ancak bugün gelinen noktada iktidarın tahammülsüzlüğü öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki artık mizah dahi cezalandırılmak istenmektedir.

 

 

 

 

 

Otoriter rejimler yalnızca muhalefetten değil; kahkahadan, sanattan, edebiyattan ve düşünceden de korkarlar. Çünkü bilirler ki mizah, iktidarın kurmaya çalıştığı korku duvarlarını yıkan en güçlü toplumsal araçlardan biridir. Bugün cezalandırılmak istenen yalnızca bir komedyen değil; toplumun gülme, sorgulama ve eleştirme hakkıdır.

 

Daha da vahimi, bütün bunların Sivas Katliamının 33. yılında ve 1980 Mayıs-Temmuz ayları arasında gerçekleşen Çorum katliamının 46. Yılında yaşanıyor olmasıdır. Bu tutum da göstermektedir ki, Sivas, Çorum gibi katliamların arkasında yatan zihniyet bugün iktidar şahsında devam etmektedir. Türkiye'nin yakın tarihindeki en ağır insanlık suçlarının yıldönümünde siyasal iktidarın yine dinsel hassasiyetleri siyasal hesaplarına malzeme yapması son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. İktidar ve yandaş medyanın farklı inanç ve yaşam tarzlarını hedef haline getiren söylemlerle ayrışmayı derinleştirmekte; nefreti ve kutuplaşmayı besleyen bir siyaset izlemektedir. Tarihin acı deneyimleri göstermiştir ki dini ve inançsal farklılıklar üzerinden yürütülen siyaset yalnızca ayrımcılığı büyütür, yeni provokasyonların ve yeni acıların zeminini hazırlar.

 

NEŞEMİZİ ÇALAMAZLAR

 

Korkmakta haklılar! Çünkü baskı politikalarına karşı toplumsal öfkenin her gün biraz daha büyüdüğünü görüyor, iliklerine kadar hissediyorlar.

 

Yaratmak istedikleri korku atmosferine rağmen gülüşümüzü engelleyemediklerini, neşemizi çalamadıklarını, umudumuzu kıramadıklarını gördükçe daha fazla saldırganlaşıyorlar.

 

Ama nafile,  hukuksuzluğa, baskıya ve istibdat düzenine karşı emekten, demokrasiden, barıştan ve özgürlüklerden yana mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

 

Başta Deniz Göktaş olmak üzere düşüncelerinden, sözlerinden, demokratik faaliyetlerinden ve siyasal görüşlerinden dolayı özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkes derhal serbest bırakılmalıdır.

 

 

YÜRÜTME KURULU