21 Nisan 2026
Arkadaşlarımız Beraat Ettirilerek Hakları İade Edilmelidir!
Arkadaşlarımız Beraat Ettirilerek Hakları İade Edilmelidir!
Bugün Ankara Adliyesi önünde adalet talebiyle gerçekleştirilen basın açıklamasıyla 14 yıldır devam eden 15 KESK'li arkadaşımızın uzun yargılama süresi protesto edildi.
Karar duruşması olan dava öncesi yapılan açıklamaya KESK'le dayanışma içinde olan uluslararası heyet ve Ankara Kadın Platformu üyeleri de katıldı.
Heyette; Anton Leppik, ETUC PERC Genel Direktörü
Paola Panzeri, EPSU Genel Sekreter Yardımıcısı
Helene Ibanez, CFDT Yönetim kurulu üyesi ve ETUC Kadın Komitesi Başkan Yardımcısı
Margaret McKee, UNISON Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı
Mark Beacon, UNISON Uluslararası İlişkiler Direktörü
Andrea Russo, CGIL Konfederasyonu Kamu İşkolu Uluslararası İlişkiler Departmanı
Veronica Magnusson, Vision Sendikası Genel Başkanı ve PSI Yönetim Kurulu Üyesi
Eva-Lotta, Vision Sendikası Kurulu Üyesi
Karin Brunzell, ST Sendikası Uluslararası İlişkiler Sekreteri yer aldı.
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz'ün basın açıklamasının ardından uluslararası heyet adına Helene Ibanez ve Ankara Kadın Platformu üyeleri adına Ebru Aslan söz kullanarak dayanışma içinde mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti.



Arkadaşlarımız Beraat Ettirilerek Hakları İade Edilmelidir!
Adliye saraylarına artık başka bir gözle bakmak zorundayız.
Buralar, hak arayanların adalet bulduğu yerler olmaktan çıkmış; hakkını arayanların yargılandığı mekânlara dönüşmüştür.
Bugün bakınız; hiçbir fabrikada bu kadar çalışan, hiçbir markette bu kadar “müşteri” yoktur.
Ama adliyeler dolup taşmaktadır. Bu tablo, adalet sisteminin değil; adaletsizliğin büyüdüğünün en açık göstergesidir.
Bu adliyelerde görev yapan hâkim ve savcılara açıkça sesleniyoruz:
Yargı bağımsızlığı bir tercih değil, tarihsel ve toplumsal bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yok sayan her tutum, adaleti değil, hukuksuzluğu büyütür.
KESK’in temel ilkelerine; işine, ekmeğine, bedenine, kimliğine, diline ve iradesine sahip çıkan KESK’li aktivist kadınlar, 14 yıldır sendikal faaliyetleri nedeniyle yargılanıyor. Bu hukuksuzluğa, bu adaletsizliğe artık yeter diyoruz!
KESK, kurulduğu 8 Aralık 1995’ten bu yana emek mücadelesini barış ve demokrasi mücadelesiyle birlikte yürüten bir örgüttür. Bu nedenle KESK; yalnızca bir emek örgütü değil, aynı zamanda bir demokrasi, barış, insan hakları ve kadın örgütüdür.
İşte bu nedenle KESK’li kadınlar; baskının, şiddetin, hukuksuzluğun ve adaletsizliğin bin bir haliyle her gün karşı karşıya kalmaktadır. Her gün ortalama üç kadının katledildiği ülkemizde, kadın mücadelesini yürütmek giderek daha da zorlaştırılmaktadır.
13 Şubat 2012’de, 8 Mart çalışmalarını örgütleyen KESK’li kadın yöneticilerin sendikal faaliyetleri suç kapsamına alınmıştır. Bu dava, bugün FETÖ davaları kapsamında tutuklu yargılanan bir savcının hukuksuz ve keyfi yaklaşımının ürünüdür.
Kadınlar diyor ki:
Bizi ezen, görünmez kılan, bedenlerimizi metalaştıran bu düzene boyun eğmeyeceğiz. Bu sistemin çarkında ezilen değil, o çarkı durduran olacağız.
Bu dava ile amaçlanan; kadınları kamusal alandan çekmek, KESK’i sindirmek ve kriminalize etmektir. Ancak KESK’li kadınlar, dün bu saldırılara nasıl boyun eğmediyse, bugün de yarın da boyun eğmeyeceklerdir.
Bugün yürütmenin, yasamanın ve yargının tek adam rejiminin bir aparatı haline getirildiği bu süreçte, yargılananlar elbette yalnızca KESK’li kadınlar değildir. Attığı bir tweet nedeniyle “örgüt” iddiasıyla suçlananlar, işçi haklarını savunanlar, emek mücadelesi yürüten sendikacılar ve doğasına, merasına, zeytinine sahip çıkan yurttaşlar da hedef alınmaktadır.
Ülke, adeta kocaman bir açık cezaevine dönüştürüldü.
Bir Tek Sen Genel başkanı; Mehmet Türkmen tutuklu.
Haber Sen MYK üyesi; Halil İbrahim Doğan tutuklu.
Çevre Aktivisti; Esra Işık tutuklu.
TİP Hatay Milletvekili; Can Atalay tutuklu.
Gezi davası nedeniyle; Osman Kavala tutuklu.
HDP Eş Genel Başkanları; Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ 10 yılı aşkın süredir tutuklu.
18 milyon nüfuslu İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanı; Ekrem İmamoğlu tutuklu
Selçuk Mızraklı tutuklu.
Ve daha binlerce bilim insanı, insan hakları savunucusu, aydın, gazeteci, siyasetçi, öğrenci, tutuklu.
Bugün gelinen noktada tablo açıktır:
Hak arayanın, itiraz edenin, emeğini savunanın, doğasını koruyanın ve seçme-seçilme hakkını kullananın cezalandırıldığı bir düzenle karşı karşıyayız.
Birazdan arkadaşlarımızın yargılandığı duruşma salonuna geçeceğiz. Bugün aramızda uluslararası emek ve meslek örgütlerinin temsilcileri de bulunuyor. Çoğu yıllardır bu ve benzeri davaları takip etmekte, bizimle dayanışmada bulunmaktalar. Kendilerine teşekkür ediyoruz.
Tüm dünyaya anlattığımız ve haklı olduğumuz bu davada, arkadaşlarımızın beraat etmesini bekliyoruz. Eğer hukukun en küçük kırıntısı dahi kaldıysa, arkadaşlarımızın beraat edeceğine olan inancımız tamdır.
İktidara da çağrıda bulunmak istiyoruz; sokaklarımızda, okullarımızda şiddetin kol gezdiği, gençlerimizin geleceğe dair karamsarlığa ve umutsuzluğa düştüğü, mafyanın, uyuşturucu tacirlerinin pervasızlaştığı bu dönemde demokrasi, eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesi verenleri daha fazla hedef haline getirmekten vaz geçin. Hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığının gereğini yerine getirin.
Biz buradayız!
Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz.
Emekçiyiz, Haklıyız, Kazanacağız.
Yaşasın KESK!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!