16 Mart 2026

­MART AYI KATLİAMLARINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

­MART AYI KATLİAMLARINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

­MART AYI KATLİAMLARINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ!

Türkiye’nin yakın tarihi ne yazık ki katliamlar, acılar ve yüzleşilmemiş suçlarla doludur.

16 Mart 1978’de İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde, günler öncesinden hazırlığı yapılan bir saldırı sonucunda yedi devrimci öğrenci katledilmiş, onlarca öğrenci yaralanmıştır. Katliam hazırlıklarına ilişkin istihbaratlar bulunmasına rağmen gerekli önlemler alınmamış, olayın gerçek sorumluları ortaya çıkarılmamış ve yıllar süren dava süreçleri cezasızlıkla sonuçlanmıştır.

16 Mart 1988’de Halepçe’de, emperyalistlerin desteğini arkasına alan Saddam Hüseyin rejimi tarafından gerçekleştirilen kimyasal saldırıda çoğu çocuk ve kadın olmak üzere binlerce insan yaşamını yitirmiştir. Bu insanlık suçuna karşı uluslararası güçlerin sessizliği, katliamların yalnızca failleriyle değil, bu suçlara göz yumanlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

12 Mart 1995’te İstanbul Gazi Mahallesi’nde Alevi yurttaşların gittikleri kahvehaneler ve bir cem evine yönelik silahlı saldırılarla başlayan süreçte, protesto için sokağa çıkan halkın üzerine açılan ateş sonucunda onlarca yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Gazi katliamında gerçek sorumluların yargılanmadığı, yalnızca birkaç tetikçinin göstermelik biçimde yargılandığı dava süreçleri bir kez daha cezasızlık gerçeğini ortaya koymuştur.

Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamları; Maraş, Çorum, Sivas, Roboski, Suruç ve Ankara Gar katliamları toplumsal hafızamızda derin yaralar açan katliamlar zincirinin parçalarıdır. Bu katliamların ortak noktası, gerçek faillerin ve arkasındaki güçlerin ortaya çıkarılmaması ve cezasızlık politikalarının sürdürülmesidir. Geçmişle yüzleşilmemesi ve sorumluların hesap vermemesi, yeni acıların yaşanmasının da önünü açmaktadır.

Ne yazık ki bugün de dünyanın farklı coğrafyalarında benzer trajediler yaşanmaya devam etmektedir. Gazze’de aylardır süren saldırılar sonucunda on binlerce sivil yaşamını yitirmiş, kentler büyük bir yıkıma uğramıştır. Bu katliamların sorumlusu ve göz yuman devletleri mezarlar üzerinden bölgeyi finans merkezi yapma girişimleriyle insanlıktan ne kadar uzaklaşıldığını ve emperyalizmin gerçek yüzünü bir kez daha ele vermektedirler. Suriye’de de farklı inanç ve kimliklere yönelik saldırılar devam etmektedir. Son olarak ABD-İsrail saldırıları kapsamında İran’da bir okulun bombalanması sonucu çok sayıda öğrencinin yaşamını yitirmesi, savaş politikalarının nasıl ağır insani sonuçlar doğurduğunu bir kez daha göstermiştir.

İnsanlığa karşı işlenen bu suçların son bulmasının yolu; adaletin, bağımsız yargının, demokrasinin, barışın, laikliğin ve eşit yurttaşlığın hâkim olduğu bir düzenin kurulması için mücadeleyi büyütmekten geçmektedir.

Mart ayında gerçekleşen tüm katliamlarda; Beyazıt, Halepçe ve Gazi katliamlarında yaşamını yitirenleri saygıyla anıyor, gerçek faillerin ortaya çıkarılıp hesap soruncaya, gerçeklerle yüzleşilinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Katliamları unutmadık.

Unutturmayacağız.

YÜRÜTME KURULU