4 Mart 2026

Kadınları Ve Çocukları İstismara, Tecavüze, Şiddete Maruz Bırakan Politikalar Değişmeli; Sorumlular Hesap Vermelidir!

Kadınları Ve Çocukları İstismara, Tecavüze, Şiddete Maruz Bırakan Politikalar Değişmeli; Sorumlular Hesap Vermelidir!

Kadınları Ve Çocukları İstismara, Tecavüze, Şiddete Maruz Bırakan Politikalar Değişmeli; Sorumlular Hesap Vermelidir!

Aynı gün içinde aynı isimde iki kadın ve bir çocuğun hayatını kaybettiğini öğrendik. Öfkeliyiz.

Günde en az üç kadının hayatını kaybetmesi; çocuk istismarcılarının ve şiddet faillerinin iyi hal indirimlerinden, aflardan ve fiilî bir dokunulmazlıktan yararlanması; istismar ve tecavüz davalarının delillere rağmen kapatılması ya da zaman aşımına uğratılması durumun ne denli vahim olduğunu gözler önüne seriyor.

Bu ülkede kadınlar, tacize, tecavüze ve şiddete maruz kaldıklarında gerekli mercilere başvursalar dahi tedbir alınmıyor, failler tutuklanmıyor. Bu tablo şiddet, taciz ve tecavüz söz konusu olduğunda adalet sistemin erkekten yana tutum aldığını, istismarı önlemekle ve çocukların yaşam hakkını korumakla yükümlü olanların da sorumluluklarını yerine getirmediğini ortaya koyuyor.

Dün Zeytinburnu sahilinde bir kız çocuğu ve annesinin cansız bedenine ulaşıldı. Bir kez daha şikâyette bulunmasına rağmen tecavüzcüsüyle evlendirilen bir kadın ve çocuğunun yıllarca aynı erkeğin istismarına maruz bırakıldığını, devlet kurumlarının bu gerçeğe kayıtsız kaldığını gördük.

AKP iktidarı ve kurumları, bir kadın ve çocuğu şiddet failiyle yaşamak zorunda bırakarak ölüme terk etti. Bununla da yetinilmedi: Yıllarca tecavüze uğramış, duygusal, fiziksel, ekonomik şiddete uğramış, faillinin evine hapsedilmiş, her adımı denetim altında tutulmuş bir kadın, kendi ölümünden sorumlu tutuldu.

Biz bu cinayetlerin ve üstü örtülen tüm tecavüz ve istismar vakalarının faillerini tanıyoruz.

Fail, devlet kadrolarını eş-dost ilişkileri ve liyakatsizlikle tarikatlara açanlardır. Benzer olaylarda soruşturmaya dahi gerek yoktur diye oy kullananlardır. Bu ve daha pek çok çocuğun hayatını karartan kişilerin cezasız kalmasına göz yumanlardır.

Fail, şiddeti ve istismarı önleyici tedbirler almayanlardır. Kadınların ve çocukların güvencelerini adım adım ortadan kaldıranlardır.

Fail, istismarı yıllarca örtbas eden kurumlardır. Tarikatlardan hesap sormayanlar ve üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyenlerdir.

Kadın cinayetleri politiktir.

Tüm kadın ve çocuk ölümleri şeffaf ve etkin bir biçimde, çocuğun üstün yararı ilkesi gözetilerek soruşturulmalıdır. İstismarı örtbas eden ve failleri koruyan tüm kurumlar soruşturma kapsamına alınmalı ve hesap vermelidir.

Hesap verebilirlik bir kültür hâline gelmeden çocuklarımıza güvenli bir gelecek bırakmak mümkün değildir.

Bu vahim tablonun yanında yıllardır sessiz kalan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın yaptığı ilk açıklamada sorumluluktan kaçması kabul edilemez.

Bakanların istifa etmediği, kurumların özür bile dilemediği bir ülkede hesap verebilirlik kültüründen söz etmek imkânsızdır. İktidar siyasi ve kurumsal sorumluluk almaya yanaşmadığı sürece bu ve benzeri olaylar yaşanacağı açıktır.

KESK olarak bu ölümlerin, bu sessizliğin ve bu cezasızlığın karşısında durmaya devam edeceğiz. Hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz.

Taleplerimiz net:

İstanbul Sözleşmesi derhal yeniden yürürlüğe koyulmalı, 6284 Sayılı Yasa eksiksiz uygulanmalı; önleme, koruma ve başvuru mekanizmaları güçlendirilmelidir.

İstismarı örtbas eden, failleri koruyan tüm kurumlar bağımsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalı, görevini ihmal edenler yargı önüne çıkarılmalıdır.

Bu ve benzeri cinayetlerde ihmali tespit edilen yetkililer ve kurumlar görevden uzaklaştırılmalı, yasal yaptırımlarla karşılaşmalıdır.

Çocuk istismarı ve kadın cinayetleri davalarında zamanaşımı kaldırılmalı, bu suçlara iyi hal ve af uygulanmasına son verilmelidir.

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya dönük politikalar üretilerek hayata geçirilmelidir.

 

KESK Yürütme Kurulu