21 Ocak 2026

ORTADOĞU HALKLARININ KADERİ EMPERYALİZME VE GERİCİ KARANLIĞA TESLİM EDİLEMEZ ! BARIŞ İÇİNDE BİRLİKTE YAŞAMA İRADEMİZE YÖNELİK PROVOKASYONLARI KINIYORUZ!

Suriye’de Halep merkezli olarak süren ve İŞİD artığı gerici güçler eliyle gerçekleştirilen saldırılar, emperyalizmin Orta Doğu’yu yeniden dizayn etme politikalarının en açık örneğidir. ABD emperyalizmi ve İsrail siyonizmi tarafından desteklenen bu yapılar; halkların eşitliğini, laikliği ve bir arada yaşama iradesini…

ORTADOĞU HALKLARININ KADERİ EMPERYALİZME VE GERİCİ KARANLIĞA TESLİM EDİLEMEZ ! BARIŞ İÇİNDE BİRLİKTE YAŞAMA İRADEMİZE YÖNELİK PROVOKASYONLARI KINIYORUZ!

Suriye’de Halep merkezli olarak süren ve İŞİD artığı gerici güçler eliyle

gerçekleştirilen saldırılar, emperyalizmin Orta Doğu’yu yeniden dizayn

etme politikalarının en açık örneğidir. ABD emperyalizmi ve İsrail

siyonizmi tarafından desteklenen bu yapılar; halkların eşitliğini, laikliği ve

bir arada yaşama iradesini doğrudan hedef almaktadır.

Halep’ten sonra Rojava’ya Kürt halkının yaşam alanlarına yönelen

saldırılar ile Alevilerin, Dürzilerin ve Hristiyanların sistematik biçimde yok

sayılması ve onlara karşı uygulanan katliamlar tesadüf değildir. Bu

saldırıların temel amacı, halklar arasında düşmanlığı derinleştirmek,

çatışmayı kalıcı hale getirmek ve bölgeyi emperyalist çıkarlar

doğrultusunda yeniden şekillendirmektir. Bu yönelim, farklı halkların ve

inançların eşit koşullarda bir arada yaşamasının önündeki en büyük

engellerden biridir.İşçi sınıfının, emekçilerin barışı ve kardeşliği savunmak dışında bir

seçeneği yoktur. Biliyoruz ki; savaşların, çatışmaların ve şiddetin bedelini

en fazla emekçiler öder. Bu yüzden ülkemizde, bölgemizde ve tüm

dünyada demokrasi, barış, adalet ve insanca bir yaşam mücadelesi

emekçiler başta olmak üzere tüm toplumun geleceği ve ekmeği için

hayati önemdedir.

Emperyalist güçlerin, İran’a yönelik olası bir saldırıyı da kapsayacak

şekilde Ortadoğu’da yeni bir paylaşım ve dizayn amaçları, Suriye’de HTŞ

eliyle bölgeyi sürekli çatışma ve kaos içinde tutmaya hizmet etmektedir.

Nitekim Suriye’nin güneyini Paris Antlaşması ile İsrail işgaline açan HTŞ’li

Suriye Geçici Hükümeti, eş zamanlı olarak Kürtlerin yaşadığı bölgelere

yönelik büyük bir saldırı başlatmıştır. Bu saldırılar sonucunda çok sayıda

sivil yaşamını yitirmiş, yerleşim alanları tahrip edilmiş ve cezaevlerinden

kaçan yüzlerce tutuklu IŞİD’li yeni saldırılar için hazırlık yapma olanağı

bulmuştur.

Ankara 10 Ekim Katliamı, Suruç, Atatürk Havaalanı başta olmak üzere ülkemizde

gerçekleştirilen pek çok saldırının faili olan IŞİD, El Kaide ve El Nusra artığı gruplar ile diğer

cihatçı güçlerin yalnızca Suriye için değil tüm bölge açısından büyük ve kalıcı bir tehdit

oluşturduğu açıktır.

Tarihsel olarak seküler yaşam karşıtı, cihatçı siyasal anlayışlar Ortadoğu’da günümüze kadar

devam eden -yalnızca kan ve gözyaşıyla sonuçlanmış- insanlık trajedileriyle dolu bir tarih

yaratmıştır. Bu nedenle başta Türkiye olmak üzere bölge ülkelerinin emperyalist planlar

karşısında uyanık olması, etnik, dinsel, mezhepsel her tür çatışmanın üzerinde eşitlik, özgürlük

ve barış içinde bir arada yaşamaya yönelik politikalar geliştirmesi geleceğimiz açısından hayati

önem taşımaktadır. Aksi takdirde ülkemizde ve bölge ülkelerinde bir savaş ve yıkım düzeni

ortaya çıkacak, yoksulluk, güvencesizlik ve geleceksizlik toplumları yok edebilecektir.

Çatışmaların yoğun olduğu ülkelerdeki insanlık dramları komşu ülkelere göç dalgaları ve yeni

toplumsal sorunlar olarak yansıyacak, Ortadoğu’da hiçbir toplum huzur bulamayacaktır.

Bu tehditlerden korunmanın yolu ülke içinde savaşa ve emperyalist müdahalelere karşı barışı

savunan yurttaşlara ve demokratik toplumsal muhalefete kulak verilmesi, laikliği, barışı ve

halkların bir arada yaşam iradesini savunan toplum kesimlerine güvenilmesidir. Bu kesimlerin

temsilcileri, emek meslek örgütleri olarak bizler barış içinde bir arada yaşama iradesine yönelik

provokasyonları da esefle kınıyor, birlikteliğimizin simgesi olan bayrağımıza yapılan saygısızlığı

kesinlikle kabul etmiyoruz. Toplumun hemen tamamının bu tür provokasyonlara ortak bir duygu

ile karşı çıkmış olmasını ülkemizin geleceği açısından umut verici buluyoruz. Benzer şekilde

barış, eşitlik ve birlikte yaşam talebiyle yapılan demokratik açıklamaların hedef haline

getirilmemesini bu türden provokasyonlara zemin hazırlanmaması açısından önemli görüyoruz.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak bir kez daha vurguluyoruz:

Ortadoğu halklarının kaderi gerici karanlığa teslim edilemez. Halkların özgür, eşit ve insanca bir

yaşam sürebileceği bir gelecek ancak emperyalist müdahalelerin son bulmasıyla mümkündür.

Laiklik, halkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasının vazgeçilmez güvencesidir.

Emperyalizme, gericiliğe ve mezhepçi politikalara karşı; barışı, laikliği ve halkların kardeşliğini

ve birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşamı savunmayı sürdüreceğiz.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

DİSK-KESK-TMMOB-TTB