30 Aralık 2020

Adaletsiz Gelir Vergisi Dilimleri İle Maaşlarımızın Eritilmesine Son Verilmelidir! VERGİDE ADALET İSTİYORUZ!

Geride bıraktığımız yılın son günlerinde Meclisten geçirilen, Kuru Ekmek-Acı Reçete Bütçesi başta işçiler, kamu emekçileri olmak üzere ücretli kesimlere ve yoksul halka daha fazla sefalet, daha fazla işsizlik, daha fazla vergi olarak yansımaktadır. Dünkü Resmi Gazete yayımlanan 2021 yılı Gelir Vergisi Tarifesi ile pand…

Adaletsiz Gelir Vergisi Dilimleri İle Maaşlarımızın Eritilmesine Son Verilmelidir!  VERGİDE ADALET İSTİYORUZ!

Geride bıraktığımız yılın son günlerinde Meclisten geçirilen, Kuru Ekmek-Acı Reçete Bütçesi başta işçiler, kamu emekçileri olmak üzere ücretli kesimlere ve yoksul halka daha fazla sefalet, daha fazla işsizlik, daha fazla vergi olarak yansımaktadır.

Dünkü Resmi Gazete yayımlanan 2021 yılı Gelir Vergisi Tarifesi ile pandemi koşullarında hayat pahalılığı ile işsizlik mengenesi arasına sıkıştırılan milyonlarca işçinin, emekçinin gelir vergisi yükü de katlanamaz boyutlara ulaşmıştır.

2021 yılı Gelir Vergisi Tarifesi ile mevcut durumda en düşük dilim olan yüzde 15’lik vergiye tabi olan 22 bin TL’lik tutar yüzde 9.09 artırılarak 24 bin TL’ye çıkarılmıştır. Yüzde 20’lik dilime tabi gelirin sınırı ise 49 bin TL’den yüzde 8,16 artışla 53 bin TL’ye, yüzde 27’lik vergi dilimine tabi gelirin sınırı ise yüzde 5,55 artışla 180 bin TL’den 190 bin TL’ye çıkarılmıştır.

Tablo 1: Ücretliler İçin Uygulanacak 2021 Yılı Gelir Vergisi Tarifesi

2021 yılı Gelir Vergisi Tarifesi Türkiye’de yıllardır devam eden adaletsiz vergi sistemin özetidir.

Sistem tamamen sermayenin, patronların lehine düzenlenmiştir. Milyarlarca TL kar elde eden holdingler, firmalar rutin haline gelen aflar, indirimler, yeniden yapılandırmalarla veya sürekli zarar göstererek bir asgari ücretliden daha az vergi ödemektedir. Buna karşın bordoluların maaşlarından-ücretlerinden kaynakta peşin peşin kesilen gelir vergisi tutarları her yıl daha fazla artmaktadır. Milyonlarca kamu emekçisi ve işçinin bir üst vergi dilimine her yıl daha erken girmesi için vergi dilimi artışları bilinçli olarak düşük tutulmaktadır.

Maaş Artışında TÜFE, Vergi Diliminde Aşağı Çekilmiş ÜFE!

Gelir vergisi dilimi tutarları belirlenirken ne çarşıda pazarda yaşanan gerçek enflasyon ne de reel ekonomik büyüme rakamları dikkate alınmamaktadır. Hatta söz konusu tutarla belirlenirken, TÜİK tarafından açıklanan sahte enflasyon verileri bile dikkate alınmamaktadır.

Bilindiği üzere Türkiye’de kamu emekçilerinin maaş artışlarında TÜİK tarafından açıklanan, çarşıdaki pazardaki gerçek hayat pahalılığı ile yakından uzaktan bir ilgisi olmayan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verileri temel alınmaktadır.

Oysa hem işçiler hem de kamu emekçileri için her yıl yenilenen Gelir Vergisi Tarifesi belirlenirken Ekim ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) meydana gelen ortalama fiyat artış oranı yani Yeniden Değerleme Oranı referans alınmaktadır. Ancak mevcut Gelir Vergisi Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda hükümete gelir vergisi dilim tutarlarını Yeniden Değerleme Oranlarının altında ve üstünde belirleme yetkisi verilmiştir.

Ancak söz konusu yetki 2018 yılına kadar Bakanlar Kurulu 2018 yılından sonra ise Cumhurbaşkanı tarafından hep bordrolular aleyhine kullanılmış, Yeniden Değerleme Oranlarının altında belirlenen oranlarla gelir vergisi dilim tutarları düşük tutulmuştur. Böylece, aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, milyonlarca ücretlinin daha yılın ilk yarısında bir üst vergi dilimine girmesi sağlanmış, dolayısıyla bordrolulardan kesilen gelir vergisi tutarları her yıl daha fazla artırılmıştır.

Tablo 2: Yeniden Değerleme Oranları-(Y.D.O), Gelir Vergisi Dilim Tutarları

(2006-2021)

Yıl
  1. Dilim

Sınırı

Önceki Yıla Göre Artış (%) Y.D.O.

(%)

SAPMA

(%)

2006 7. 000
2007 7.500 7,14 7,76 8
2008 7.800 4 7,23 45
2009 8.700 11,54 12,03 4
2010 8.800 1,15 2,2 48
2011 9.400 6,82 7,71 11
2012 10.000 6,38 10,26 38
2013 10.700 7,00 7,8 10
2014 11.000 2,80 3,93 29
2015 12.000 9,09 10,11 10
2016 12.600 5,00 5,58 10
2017 13.000 3,17 3,83 17
2018 14.800 13,85 14,47 4
2019 18.000 21,60 23,73 9
2020 22.000 22,2 22,58 2
2021 24.000 9,09 9.11 0,2
* Y.D.O. bir önceki yılın Ekim yılından geriye doğru 12 aylık ortalamadır.

Yukarıdaki Tabloda (2) görüldüğü üzere Gelir Vergisi 1. Dilim tutarları ya da başka bir ifade ile 2. Dilime Geçiş Sınırları her yıl Yeniden Değerleme Oranlarının altında tutulmuştur. Yeniden değerleme oranlarına göre sapma sırasıyla en çok 2010, 2008, 20212 ve 2010 yıllarının gelir vergisi dilim tutarları belirlenirken yaşanmıştır.

Öte yandan tabloda çok küçük farklar olarak görülen söz konusu sapmalar yıllar içinde gelir vergisi dilim tutarlarında önemli bir fark yaratmıştır. Nitekim aşağıdaki tablo 2007 yılından bugüne yapılan Gelir Vergisi Dilim Tutarlarında sadece her yıl Yeniden Değerleme Oranları dikkate alınmış olsaydı 2021 yılı için 24 bin TL olan birinci vergi dilimi sınırının 28 bin 175 TL olacağını göstermektedir.

Tablo 3: Gelir Vergisi 1.Dilim Tutarlarına Yeniden Değerleme

Oranları Uygulansaydı (2006-2021)

Yıl Y.D.O. (%) Y.D.O. Uygulansaydı 1.Dilim (TL)

2006 7.700
2007 7,76 7,543
2008 7,23 8.088
2009 12,03 9.061
2010 2,2 9.261
2011 7,71 9.975
2012 10,26 10,998
2013 7,8 11.856
2014 3,93 12.322
2015 10,11 13.568
2016 5,58 14.325
2017 3,83 14.874
2018 14,47 17.026
2019 23,73 21.066
2020 22,58 25.823
2021 9.11 28.175
* Y.D.O. bir önceki yılın Ekim yılından geriye doğru 12 aylık ortalamadır.

Gelir vergisi dilim tutarlarının Yeniden Değerleme Oranlarının bile altında oranlarda artırılması ücretlilerin her yıl daha erken ikinci vergi dilimine girmesine yol açmaktadır. Buna göre örneğin bugün ortalama 4,500 TL net maaşı olan, 15 Ocak 2021 tarihinden itibaren enflasyon ve enflasyon farkı ile maaşının 4.800 TL olması beklenen kamu emekçisi %20’ lik ikinci vergi dilimine Temmuz’da değil Eylül’de girmiş olacaktı.

İkinci Dilimdeki Kayıp Çok Daha Fazla

İkinci dilim tutarında, başka bir ifade ile üçüncü dilim sınırındaki durum daha da vahimdir. Aşağıdaki Tablo 4’ten de görüleceği üzere bu dilimde YDO’dan yaşanan sapma birinci dilime göre çok fazladır.

Tablo 4: Yeniden Değerleme Oranları- (Y.D.O), Gelir Vergisi 2. Dilim Tutarları

(2006-2021)

Yıl 2. Dilim (TL) Önceki Yıla Göre Artış (%) Y.D.O.

(%)

SAPMA

(%)

2006 18.000
2007 19.000 5,55 7,76 28
2008 19.800 4,21 7,23 42
2009 22.000 11,11 12,03 8
2010 22.000 0,00 2,2 100
2011 23.000 4,54 7,71

70
2012 25.000 8,70 10,26 15
2013 26.000 4,00 7,8 49
2014 27.000 3,85 3,93 3
2015 29.000 7,41 10,11 27
2016 30.000 3,45 5,58 38
2017 30.000 0,00 3,83 100
2018 34.000 13,33 14,47 8
2019 40.000 17,65 23,73 26
2020 49.000 22,5 22,58 0,3
2021 53.000 8,16 9.11 10,5
* Y.D.O. bir önceki yılın Ekim yılından geriye doğru 12 aylık ortalamadır.

İkinci dilimde YDO altında artışlar yapılması sonucunda, başta tüm maaş kalemleri vergiye tabi olup KİT’lerde sözleşmeli olarak çalışanlar olmak üzere yüz binlerce kamu emekçisi ortalama olarak Eylül ayından itibaren %27’lik vergi dilimine girmektedir.

Aşağıdaki tablo ise 2007 yılından bugüne yapılan Gelir Vergisi Dilim Tutarlarında her yıl Yeniden Değerleme Oranları dikkate alınmış olsaydı bugün 53 bin TL olan ikinci vergi dilimi sınırının 72 bin 450 TL olacağını göstermektedir.

Tablo 5. Gelir Vergisi 2.Dilim Tutarları Belirlenirken Yeniden Değerleme

Oranları Uygulansaydı (2006-2021)

Yıl 2. Dilim Bir Önceki Yıla Göre ARTIŞ (%) Y.D.O. Y.D.O.Uygulansaydı
2006 18.000
2007 19.000 5,55 7,76 19,397
2008 19.800 4,21 7,23 20,799
2009 22.000 11,11 12,03% 23.301
2010 22.000 0,00 2,20% 23.814
2011 23.000 4,54 7,71% 25.650
2012 25.000 8,70 10,26% 28.282
2013 26.000 4,00 7,80% 30.488
2014 27.000 3,85 3,93% 31,686
2015 29.000 7,41 10,11% 34.889
2016 30.000 3,45 5,58% 36.836
2017 30.000 0,00 3,83% 38.247
2018 34.000 13,33 14,47% 43.781
2019 40.000 17,65 23,73% 54.170
2020 49.000 22,5 22,58 66.402
2021 53.000 8,16 9,11 72.450
* YDO bir önceki yılın Ekim yılından geriye doğru 12 aylık ortalamadır.

Yukarıdaki tablo 2007 yılından itibaren YDO dikkate alınmış olsaydı, bugün yüz binlerce kamu emekçisinden önemli bir bölümünün %27’lik vergi dilimine girmeyeceğini, bir kısmının ise söz konusu vergi dilimine sadece yılın son ayında gireceğini göstermektedir.

Gelir Vergisi Tarifesi’nde TÜFE Uygulansaydı..

Aşağıdaki Tablo (6) Gelir vergisi birinci dilim tutarları belirlenirken TÜİK tarafından açıklanan ve maaş artışlarımızda temel alınan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temel alınmış olsaydı bugün 24 bin TL olan söz konusu tutarın 28 bin 908 TL olacağını göstermektedir.

Tablo 6: Gelir Vergisi 1.Dilim Tutarlarına TÜFE Oranları Uygulansaydı

(2006-2021)

Yıl TÜFE. (%) TÜFE Uygulansaydı 1.Dilim (TL)

2006 7.000
2007 9,65 7.675
2008 8,39 8.319
2009 10,06 9.156
2010 6,53 9.754
2011 6,40 10.378
2012 10,45 11.462
2013 6,16 12.168
2014 7,40 13.068
2015 8,17 14.136
2016 8,81 15.381
2017 8,53 16.693
2018 11,92 18.683
2019 20,3 22.476
2020 11,84 25.137
2021 *15 28.908
* 2021 TÜFE tahmini olarak %15 alınmıştır.

Aşağıdaki Tablo (7 ) ise; İkinci dilim tutarları belirlenirken TÜİK tarafından açıklanan ve maaş artışlarımızda temel alınan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) temel alınmış olsaydı bugün 53 bin TL olan söz konusu gelir vergisi ikinci dilim tutarının 73 bin 858 TL olacağını göstermektedir.

Tablo 7: Gelir Vergisi 2.Dilim Tutarlarına TÜFE Oranları Uygulansaydı

(2006-2021)

Yıl TÜFE. (%) TÜFE Uygulansaydı 2.Dilim (TL)

2006 18.000
2007 9,65 19.737
2008 8,39 21.393
2009 10,06 23.545
2010 6,53 25.082
2011 6,40 26.687
2012 10,45 29.476
2013 6,16 31.292
2014 7,40 33.608
2015 8,17 36.354
2016 8,81 39.299
2017 8,53 42.651
2018 11,92 47.735
2019 20,3 57.425
2020 11,84 64.224
2021 *15 73.858
* 2021 TÜFE tahmini olarak %15 alınmıştır.

Sonuç olarak emekçi kesimlerin aleyhine olan harçlar, cezalar, vergiler Yeniden Değerleme Oranı (YDO) kadar hatta çoğu kez veya söz konusu oranın da zerinde artırılırken, bordroluların ücretlerden-maaşlardan kesilecek Gelir Vergisi Tarifesi belirlenirken YDO altında oranlar belirlenmektedir.

Böylece ülkemizdeki adaletsiz gelir vergisi tarifesi ile milyonlarca kamu emekçisinin yılın başında aldığı maaşla yılın sonunda aldığı maaş arasındaki makas her geçen yıl daha fazla açılmakta, sefalet oranındaki toplu sözleşme maaş artışları daha ceplerine girmeden ellerinden vergi olarak alınmaktadır.

Bilindiği üzere adil bir vergi sisteminin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin %70’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden %30’u ise tüketimden alınan vergilerden oluşmaktadır. Ancak söz konusu oranlar Türkiye’de tam tersinedir. Birbirinin kopyası bütçelerdeki toplam vergilerin %70 dolaylı, %30 ise doğrudan vergilerden oluşmaktadır. Böylece hemen her yıl toplanan vergilerin dörtte üçü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren kamu emekçilerine, işçilere, asgari ücretlilere ve yoksullaştırılan kesimlere yıkılmaktadır.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi gelir vergisinin yükünün de ücretli kesimlere yıkılması kabul edilemez.

Gelirin Tabana, Vergilerin Tavana Yayılacağı,

Adil VERGİ SİSİTEMİ İÇİN:

  • Tükettiğimiz her şeyden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini,
  • Temel tüketim maddelerinden alınan KDV’nin %1’e indirilmesini,
  • Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderlerinin pandemi tehdidi tamamen ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmasını,
  • Kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını,
  • Toplumun en zengin %1’lik kısmının Milli Gelirin %54’üne el koyduğu, geri kalan %99’un payına ise Milli Gelirin sadece %46’sının düştüğü adaletsiz tabloya son verilmesi için belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
  • Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını
  • Birinci vergi diliminin %15 ten % 10’a düşürülerek, yoksulluk sınırına kadar olan maaşların-ücretlerin birinci vergi diliminde sabitlenmesini,
  • Emekçilerin sağlık, eğitim, gıda, barınma, giyim, elektrik, ısınma giderleri için ödediği vergilerin gelir vergisi matrahından mahsup edilmesini İSTİYORUZ.

Bir kez daha altını çiziyoruz. %99’dan toplanan, fakat %1’e peşkeş çekilen kaynaklar, bizlerin maaşlarından, ücretlerinde kesilen, tükettiğimiz her şeyden alınan vergilerdir. Emeğimizdir, alın terimizdir. Bu kaynaklar yandaşlara, sermayeye değil, eğitime, sağlığa, alt yapıya, üretime dayalı kamu yatırımlarına harcanması gereken kaynaklardır.

KESK olarak tüm emekçileri, emeğimizle yarattığımız kaynaklara sahip çıkmaya, ödediğimiz her kuruş verginin hesabını sormaya, kamusal kaynakların kamu yararına kullanıldığı, eşit, özgür, adil, emekten yana, demokratik ve laik bir ülke, insanca bir yaşam mücadelesini birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.

Yürütme Kurulu